KLİNİĞİN DOĞUŞU

Yazar adı: Michel Foucault

Çeviren: Temel Keşoğlu

Türü: Bilim / Tarih

Basımevi: Doruk Yayımcılık, 2002

ISBN: 975-6557-04-4

Sıra No: PSİ 002

“Burada girişilen araştırma, tüm kuralcı niyetlerin dışında, söz konusu olanın, modern zamanın onu bildiği şekliyle tıbbi deney imkanının koşullarını belirlemek olması ölçüsünde hem tarihsel hem eleştirel olması kararlaştırılmış bir projedir.

Bu kitap, kesin olarak, bir tıp için, diğerine karşı ya da tıbba karşı, bir tıp yokluğu için yazılmadı. Burada da, diğerlerinde olduğu gibi, söylemin derinliği içinden tarihinin koşullarını çıkarmayı deneyen bir çalışma söz konusudur.

İnsanların söylediği şeyler içinde, önemli olan, daha çok, onların berisinde ya da ötesinde ne düşünmüş olabilecekleri değil, daha baştan, onları kalan zaman için, yeni söylemlere ve onları dönüştürme görevine sonsuza dek açık hale getirerek sistemleştiren şeydir.”

Birey için, kendi bilgisinin hem öznesi hem nesnesi olma imkanı, bilgi içindeki bitimlilik oyununun değiştirilmiş olmasını gerektirir.”

MİCHEL FOUCAULT

On yedinci yüzyıl Avrupa’sını etkileyen kapitalist ekonominin, doğal sonucu olan iktidar ve teknikleri hayatın her alanına nüfuz etti. Akıl Hastahanesi ve hastahaneler 18. yüzyıl’da kurumlaşmaya başladı. Hastalar, sakatlar, akıl hastaları, toplum dışı kabul edilen kimi kesimler, kadın erkek ayrımı gözetilmeksizin aynı yere konuldu. Diğer Avrupa ülkelerinde de benzer uygulamalar yapıldı. 19. yüzyılın başında ise Modern Hastahane, Akıl Hastahanesi, hapishane gibi bir dizi denetim kurumu ortaya çıktı. Görünürde hastalar, akıl hastalarının tedavisi ve ıslahını amaçlayan bu kurumlar Modern Kapitalist toplumun disipline edici, ıslah edici, denetleyici teknikleriyle, kapitalizmin ihtiyaç duyduğu üretken, itaatkar insan tiplerinin üretilmesini hedefliyordu. Michel Foucault “Kliniğin Doğuşu” adlı bu eserinde Tıbbi Görüşün Bir Arkeolojisini inceliyor. Modern tıp, kendi doğum tarihini XVII. yüzyılın son yıllarına doğru bizzat kendisi saptadı. Kendi hakkında düşünmeye başlar, her türlü kuramın ötesinde nesnelliğin kökenini geriye dönüştü, algılanan etkin gösterişsizliğinde özdeşleştirir. Gerçekte öyle sanılan bu görgücülük, görünenin mutlak değerlerinin yeniden keşfine, sistemlerin ve onların ham hayallerinin terk edilmesi üzerine değil, ama binlerce yıllık bir bakış ile insanların acısı üzerinde durduğunda açılan bu açık ve gizli alanın yeniden düzenlenmesi üzerine oturur. -Michel Foucault- (Arka Kapak) –

Twitter Digg Delicious Stumbleupon Technorati Facebook